A-14
Yazar: A İlke Sandıklı

IG: ailkesandikli Tiktok: ailkesandikli Tıpkı genç kızınki gibi sarıya çalan düz kumral saçları ve açık kahverengi gözleri vardı çocuğun. İlk görüşte benzetmek güçtü belki fakat irdelediğinizde akrabalık bağı olduğunu görebilirdiniz. Orta boyluydu, ince bir fiziği vardı ve tehlikesiz görünen sevimli bir suratı. Ecem bedenini içinde bulduğu zoraki sarılmadan kurtarırken şaşkınlığından sıyrılabilmiş değildi. " Kuzenim mi? " diye sordu bir yanlışlık olmadığından emin olmak ister gibi. Deniz kızınkine nazaran daha kalın olan dudaklarını birbirine bastırırken başını aşağı yukarı salladı. " Evet Deniz Aksoy. Nermin Aksoy'un küçük oğluyum. " Ecem'in kaşları hafifçe çatılıverdi. Nermin Aksoy teyzesiydi. Hiç görmediği teyzesi. Şüpheli bakışları yaşıt olduğunu düşündüğü çocuğun üzerinde gezinirken çocuk ilgiyle konuştu. " Tek mi yaşıyorsun? " Ecem bu sorunun dünyanın en aptal sorusu olduğunu düşünmeden edememiş fakat yine de kuzeni olduğunu söyleyen bu çocuğu terslememişti. " Evet. " diye mırıldandı yalnızca. Cenazeye gelseydiniz bilirdiniz, diye geçirdi içinden. Adının Deniz olduğunu söyleyen çocuk hemen yanlarındaki eve bakarken bir kez daha konuşmuştu. Ecem onun ne kadar cüretkar olduğunu düşünmeden edemedi o an. " E beni davet etmeyecek misin? Te karşıdan geldim. " Genç kız bir rüyadan sıyrılır gibi kirpiklerini kırpıştırdı o an. Neden geldin ki diye sormak istedi fakat yapmadı. Bu fazla kaba olurdu. Elini cebine atıp anahtarı çıkartırken derin bir iç çekti. " Kusura bakma şaşırdım biraz. " diye gevelemekle yetindi. Hemen ardından kapıya taktığı anahtarla kapıyı açmış ve çocuğa öncelik vermek için geriye doğru yarım bir adım atmıştı. " Buyur geç. " Deniz parıltılı bakışlarla karanlık olan eve giriş yaparken Ecem huzursuz bir biçimde etrafta gezdirdi kahvelerini. Ve o an üç kişinin ilgiyle kendilerini seyrettiğini fark etti. İkisi peşinden çıkmış olan Hakan ve Çiçek'ti. Diğeri ise hemen çapraz köşede dikilen Serhan. Sertçe yutkundu ve hiçbirinin bakışlarına bir karşılık vermeden içeriye girdi. Kapıyı artlarından kapattığında Deniz çoktan ışıkları yakıp salonu bulmuştu. " Ev bayağı büyükmüş. " derken ilk kanepeye oturuverdi. Ecem sessizce peşinden giderken içten içe müthiş bir huzursuzluk hissediyordu. Kuzeninin karşısındaki kanepeye oturacakken cebindeki telefon titreşti. Çiçek olmalıydı. Aldırmadı. Bir süre iki kuzen karşılıklı bakıştılar. Hemen sonra Deniz sordu. " Okuyor musun? " bunu derken eliyle ilerideki masayı ve üstünde açık duran test kitabını göstermişti. Ecem de bakışlarını masaya yöneltirken başını hafifçe salladı. " Psikoloji son sınıf. " " Ben de mimarlık 3. sınıfım henüz. " Ecem bu bilgiye karşılık sessiz kaldığında Deniz muhabbeti ilerletmek arzusuyla sordu. " 22 yaşında mısın yani? " Genç kız başını salladı. " Ben 20. " Aradan birkaç saniye daha geçtiğinde Deniz konuşmaya devam etti. Son derece garip olan bu ortamın o da farkındaydı fakat bunu kırmak için çabalıyordu. Ecem'in aksine. " Abim var bir de Barış. O 25 yaşında. Senin kardeşin yoktu değil mi? " Genç kız derin bir nefesi ciğerlerine gönderirken kanepenin oturma yastığını iki eliyle sıkıştırmıştı. " Hayır yok. Deniz? " Genç çocuk nihayet kuzeninin bir şey sormak istediğini gördüğünde merakla kaldırdı kaşlarını. " Neden buradasın? " diye sordu genç kız nezaket gözetmeden. Çünkü artık sadede gelsin istiyordu. Bu samimiyetten uzak tiyatroyla daha fazla zaman kaybedesi yoktu. Çocuk buna biraz bozulsa da içten içe hak vermişti. Yavaşça yutkundu önce. " Seninle tanışmak istedim. " Genç kızın yüzündeki şüphe iyiden iyiye kendini belli ederken sordu. " Neden şimdi? " Kumral çocuk omuz silkti bu kez. " Yeni öğrendim yerini. " Ecem buna inanmakta güçlük çekmişti. " 16 yıldır bu evde yaşıyorum Deniz. " Çocuk henüz bir şey diyemeden ekledi genç kız. " Üstelik burası dedemizin evi. " Deniz başını eğerken utandığını bütün bedeniyle belli ediyordu. " Neden gelmediniz cenazeye? " diye sordu bu defa Ecem. Merak ediyordu. Ne gibi bir gerekçe insanı hem ablasının hem de babas…