A-11
Yazar: A İlke Sandıklı

Genç kız, gergin ve hızlı adımlarla evden çıkan adamın peşine takıldığında bahçenin orta yerinde dikilen Hakan'ı görüp duraksamıştı. Hakan, birkaç metre önündeki Serhan'a çatık kaşlarının altından bakarken ilk konuşan Ecem oldu. " Hakan? " Hakan, kızın sesini duyduğunda iğneleyici bakışlarını adamdan ayırmış ve onun minik bedenine dikmişti. " Ne yapıyorsunuz? "diye sordu doğrudan. Ecem eliyle Serhan'ı işaret ederek yanıtladı onu. " Serhan Abi... " yutkundu " Matematik çalıştırıyor. " Hakan'ın kaşları şaşkınlıkla havalandığında Serhan burnundan güler gibi bir ses çıkartmış ve Ecem'e dönmüştü. " Açıklama da yapıyorsun şahane... " diye homurdandıktan sonra daha yüksek bir sesle konuşmaya devam etti. " Sen Hakan'a durumu izah ede dur. Benim kafeye uğramam gerek. " dedikten sonra hiç yanıt beklemeden Hakan'ın yanından geçip gitmişti. Ecem onun bu agresif tavırlarına anlam veremezken kalbinin hızlı hızlı atışını göz ardı etmeye çabalıyordu çünkü aptal kalbi her an yanlış düşüncelere kapılmaya çok müsaitti. Kahvelerini Hakan'a yönelttiğinde adamın yüzündeki şaşkın ifadenin memnuniyetsiz bir hal aldığını görüp yavaşça iç çekti. Susmayacaktı şimdi. " Ben de sana hoca ayarladığımı söylemek için gelmiştim. " dedi aksi bir tınıyla. Ecem hafif mahcubiyetle gülümseye zorladı kendini. " Çok teşekkür ederim ama biz baya ilerledik zaten. " Konuların yarısından fazlasını çalışmışlardı, hoş Ecem hala berbat sonuçlar almaya devam ediyordu fakat Serhan'ın elinden geleni yaptığını da biliyordu. Sorun tamamen kendisiyle alakalıydı. Hakan bir şey diyecek gibi olsa da kendini tutup başını salladı. Sonra derin bir nefes alıp kollarını iki yanında açtı. " Biraz konuşalım mı? " Ecem, tüm dikkati az evvel yanlarından ayrılan adamda olsa da Hakan'ı geri çevirmemişti. " Ne hakkında? " " İkimiz. " yanıtıyla genç kızın kaşları çatıldı birden fakat bir şey demek yerine dinlemeyi tercih etti. " Bekle. " deyip evin anahtarını içeriden almış ve kapıyı çekip anahtarı cebine atmıştı. Hakan eliyle ileriyi işaret ederken sordu. " Rıfat'ın çay bahçesine gidelim mi? " Ecem hafifçe başını sallamakla yetindi. Sonra ikisi de yan yana fakat sessizlik içerisinde yürümeye başladılar. On dakika kadar sonra mahallenin başındaki çay bahçesine varmışlardı. Arka taraflarda boş bir masaya karşılıklı oturduklarında Hakan kendisine demli bir çay Ecem'e ise kivi söylemeyi ihmal etmedi. Kız buraya her gelişinde kivi içerdi. İkisi de siparişleri gelene kadar konuşmadılar. Nihayet garson çocuk gelip çayı ve kiviyi önlerine bıraktıktan sonra ise Hakan konuya girmişti. " Ecem, biz ayrıldık biliyorum. Fakat nedenini hala bilmiyorum. Ne kadar zaman oldu hala pes etmedim bunu sen de biliyorsun. " Ecem duyduklarından hoşlanmamış bir biçimde gözlerini kaçırıp kivisinin içindeki çay kaşığını karıştırmaya başlamıştı. " Seni üzecek bir şey mi yaptım? " Genç kız iç çekerken kaşığı çay bardağının içinden çıkarttı ve masaya bırakıp adama baktı. " Bir önemi yok Hakan. Sana kırgın değilim. Sadece... yanlış bir karardı sözlenmemiz. " deyip omuz silkmişti. Hakan'ın kaşları çatıldı bu defa. " Neden böyle dediğini anlamıyorum Ecem. Nesi yanlıştı? " Genç kız adamın ısrar edeceğini anladığında iç çekti. Kafası çok doluydu ve şu an Hakan ile neden sözlenmemeleri gerektiği hakkında konuşma yapmak istemiyordu fakat onu yanıtsız bırakıp kalkıp gidemezdi. Çünkü her şeye rağmen ona değer veriyordu. " Hakan biz, başkalarının zorlamasıyla sözlendik. Sevmedik bile birbirimizi. " dedi dürüstçe. Adam oturduğu sandalyede öne doğru meylederken gerilmişti. " Sevdim Ecem. " dedi yalnızca. Kız da şaşırmıştı bu itirafa. Kısa bir an afallasa da sonra gözlerini kaçırıp başını iki yana salladı. " Yanılıyorsun. " dedi mırıltıyla. Bu defa Hakan sandalyesini gürültüyle geri ittirmiş ve kalkmıştı. Ecem ona şaşırarak bakarken sandalyeyi kızın yanına sürükledi sonra da geri oturdu. Kız aralarındaki mesafenin kısalığından rahatsız olmuş ve bedenini geriye doğru yaslamıştı. " Sevmesem ne diye dolanayım peşinde köpek gibi? " diye sord…