AĞA

9│Piran kızı│

Yazar:

AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sanrılı yollardı Deran'ın yürüdükleri. Acısını anlatmaya kelam bulmakta beceriksiz, duyulmazlığın verdiği siliklik ile bitaptı. Ailesine sevmediği bir adamla evlenmek istemediğini defalarca kez söylemiş, sırf bu yüzden intihara kalkışmış üstüne üstlük evleneceği adamın sevdiği kadın tarafından vurulmuştu ama yine de nafile... Babası sözünden caymamıştı. Şimdi ise süslendirilmiş ve beklemekteydi, parmağına nişan yüzüğü adı altında takılacak olan ölüm halkasını. Silsilesi bol hayata, sürekli tokadını yediği kadere tek kelamı yoktu. Alnına yazıldıysa kabullenmek onun boynunun borcuydu belki de. Bu isyan etmesine engel olamasa da, kendisine bir defalık verilmiş olan hayatı olabildiğince yaşamayı isterdi. Bahar geldiğinde kırlarda değil de yüzünde açsın isterdi hatta papatyalar ama şimdi tüm ömrünün çiçekleri soldurulmuştu. "Bejindarlar geliyor." Konakta çalışan kızların kendi aralarındaki muhabbetini işittiğinde sımsıkı yumdu gözlerini. Gömmeseler de şahitlik etmeye geliyorlardı, ölümüne. Onu hayatı boyunca asla sevmeyecek, hayatı boyunca asla sevmeyeceği bir adama eş oldurtmaya geliyorlardı. "Afran Bejindar'ı gördün mü?" diyen kızın sesi pek bir heyecanlıydı. "Nasıl da yakışıklı olmuş." Burnundan içine usulca çektiği nefesin tadına varmaya çalıştı lâkin yapamadı. Genzini tıkadı nefesi. Haram kılınmıştı adeta yaşamak ona. Yaşadığı her saniye daha ne kadar büyük bir acı çekebilir adlı sınanmayı deniyordu üzerinde hayat. "Görünmeyecek gibi değil, hanımımız çok şanslı." Kızın sözlerini duyduğunda istemsiz bir gülümseme oturdu dudaklarına, 'Ah sen onu bir de bana sor,' dermişçesine. O adamın karısı olduğu her an buna lanet ettirecek bir insandı o adam, bunun kimse farkında değildi. "Hazırsan..." "Hazırım." Annesinin cümlesini tamamlamasına izin bile vermedi. Biran önce olsun bitsin istiyordu zaten. Ne kadar erken, o kadar iyi hesabı. Kendince avuntular olduğunun farkındaydı. O adamla bir ömür geçirecekti, erken ya da geç bir şey değiştirmeyecekti. Yıllardır tanıdığı insanlar eşliğinde büyük salona doğru ilerlerken kalbinin fazlasıyla hızlı çarptığının farkındaydı. Kelimeler mesken edindikleri kuytularına çekiliyordu. Yine suskunluğu esir alıyordu bedevi ruhunu. Mahkûm kılınmışlığın getirisi ile derhal kabulleniyordu Deran'da. Ne yapabilirdi ki? Canına kıymayı göze almıştı, başka ne yapabilirdi? Kaçmak... Yakalanması ihtimalinde ağabeylerinden birinin elini kana bulayacak olduğunu bilmese, belki yapardı. Yalnızlığın şimdileri ismine yakışan en güzel sıfatlardan olduğunu düşünürsek de, yapamazdı da zaten. "Bu yaşına kadar hayatın hep tatlı tadından tatmıştın. Şimdikinin acı olduğunu biliyorum ama değişecek..." diye mırıldanırken kızının solmuş yüzüne bakıyordu Kadriye Hanım. "Acıyı hafifletecek şeyleri düşün ki, çok fazla acı çekme." Büyük salona giderek yaklaşırlarken sesini alçak tutmaya özen gösterdi Deran. "Şu hayatta tutunabileceğim tek dal, acılarımı hafifleten tek şey anam ve babam idi." Sözlerine yine gem vurmadı. Anasının yüreğini parçalarcasına tamamladı cümlesini. "Onlar da ölümümü güle oynaya izledikleri an öldüler." Kadriye Hanım, Deran'ın sözlerini tamamlamasıyla olduğu yere çivi misali çakılırken, gelini götüren kafilenin devam edişini izledi. Zaman o an o kadar yavaşladı ki, farkındalığını yitirdi. Ardından yılların verdiği bir mekanizmayla kendini toparlayıp büyük salona doğru ilerledi, biçare paramparça yüreğiyle. Deran, kızların yardımı ile salona girdikten sonra kız kardeşlerinin yanına ilerledi. Kadınlar ile erkekleri ayırmak için salonun ortasından boylu boyunca geçirilen perdelerden karşıyı görmek mümkün değildi. Bu Deran'ı yatıştıran bir faktördü. Çünkü o adamın suratına bakmaya ne kadar tahammül edebileceğini bilmiyordu. Geçen ki mesajlaşmaları aklına geldi ansızın. 'İyi geceler, küçüğüm.' yazışı... Bu sözü ilk söyleyişi düştü usuna. Yasemin'in kendisini vurmadan önce sırf korkutmak için birkaç el havaya ateş etmesi üzerine girdiği korku krizinde onu yatıştırmak için söylemişti ilk kez bu sözü Bejindar. "Deran!…

Bölümün tamamını WritePad'de oku