59 | F İ N A L |
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ | F İ N A L| Silah sesini işittikten saniyeler sonra salondaki adamlar ellerinde silahları ile görülür oldu. Kadınlar ve çocuklar korku ile onlara bakarken her biri gözü kara bir şekilde kapıya doğru koşuyordu. "Kapıyı sakın açmayasın Ekber Efendi!" diye bağırdı Zerya derhal. Şaşkınlıkla kadına döndü Deran. Ne yaptığını anladığında içine bir su serpilmişti. "Zerya!" diye yükseldi Viyan Ağa. "Silah sesi uzaktan geliyor, Viyan!" diye yükseldi korkusuzca kadın. "Benim konağımın çevresinden geliyor ama!" "Olabilir! Geçin yerinize de haydi!" diye sinirle söylendi kadın. Ardından mutfakta çalışan kadınlara sofrayı hazırlamalarını söyledi. Tek sözüyle herkesi yerine geri gönderen Zerya derin bir nefes alarak oturdu tekrar. "Biri nefes alsa olay çıkaracaklar, hiçbirinde akıl yok valla!" "Haklısın valla Zerya, hemen celallendiler bir de." "Ailemi koruyacağım derken canlarından olacaklar neredeyse, Allah korusun." Derken karnını okşuyordu Deran. Sofranın hazırlanma işinde ucundan yardım etmişti kadınlara Deran'da. Ardından hep beraber oturmuş ve yemek yemeye başlamışlardı. Adamların genel sohbeti iş üzerineydi. "E ne güzel işte, bizim malları siz taşırsınız Mısır'a." Diye öneride bulundu Afran. "Henüz trans lojistik işinde yeniyiz ama Afran Ağa." "Ne olacak Viyan Ağa, halledersiniz o işi siz." Derken sırıtıyordu Afran. "Bu yemeğin tarifini kesinlikle istiyorum, çok güzel." Derken yemeğin lezzetinden kendinden geçmişti Deran. *** 3 Ay Sonra "Abla bir yerine otur artık Allah aşkına, yakında doğuracaksın!" Hazal'ın öfkeli sesini işiten Deran hemen elindeki tabakları tezgâhın üzerine bırakıp avludaki sedirlere yöneldi. "Otur otur sıkıldım, yeter! Zaten karnımda burnumda, doğru düzgün de uyuyamıyorum. Sanırım korkuyorum." Sözlerini sedire otururken bitirmişti. Arkasından gelmiş olan Hazal ise yüzüne bakıyordu. "Neden korkuyorsun canım ablam?" diye sordu şefkat dolu bir sesle. "Ya ona bir şey olursa?" diye sordu titrek bir sesle Deran. Ablasının yanına oturup, sıkıca sarıldı ablasına. "Hiç merak etme, Allah'ın izni ile hiçbir şey olmayacak benim yeğenime." Derken omuzlarını sıvazladı ablasının. "Hatta yaşına kalmadan top koşturmaya başlayacak buralarda İnşallah. Sen gönlünü ferah tut yeter." Kardeşinin sarılmasına karşılık verip onun omuzlarında derin derin nefesler aldı. Doğumuna on günden az kalmıştı. Beş altı güne de hastaneye yatacaktı zaten doktorun isteğiyle. Doğumdan önce oluşabilecek tüm olumsuzluklara karşı tedbirdi bu. "Kıpır kıpır zaten kaç gündür. Şimdiden yerinde duramıyor." "Amcasına çektiğindendir o," diyerek kahkaha attı Hazal. "Aman, teyzesine çekmesinde..." diyerek takıldı ona Deran. Hemen suratını astı Hazal. Ardından biraz sitemkâr bir sesle konuşmaya başladı. "Yazıklar olsun, benden vefakârını ve cefakârını bulamazsınız bile!" diyerek omuz silkti. "Gel buraya, gel. Şaka yapıyorum." "Doğum çantan hazır, Deran Yenge." Diyerek yanlarına doğru gelmekte olan Lorin, merdivenlerden inmekteydi. "Ah ellerine sağlık, güzel eltim benim. Bir de eltiler anlaşamaz derler..." Hazal'ın yoruma gülümseyen Lorin, son basamakta ayağının yerin altından kayıyormuşçasına başının dönmesiyle daha ne olduğunu anlayamadan poposunun üzerine düştü. Düşmenin ardından acı dolu kısık bir inleme döküldü dudaklarından. Bir anlık acı fazla hissedilmişti. "Kız deli, yavaş insana merdivenlerden." Diyerek yavaşça ayaklanmıştı Hazal. "Gel gel," diyerek ona elini uzatıp ayağa kaldırmıştı. Ardından beraber sedirlere yönelmişlerdi. "Ne oldu hiç anlayamadım valla Hazal Yenge." "Bir şey olmadı değil mi, canım?" diye sordu anaç bir tavır ile Deran. "Yok yok, çok şükür iyiyim." "İyi bari." Kadınlar bir süre muhabbet ettikten sonra Deran dinlenmek için odasına çekileceğini söyleyerek ayaklandı. Merdivenleri tırabzanlarına tutuna tutuna çıktıktan sonra nihayet odasına ulaşabildi. Kapıyı arkasından kapattıktan sonra yatağına sırtüstü uzandı ve ellerini karnında birleştirdi. Toparlak bir…