51 | Kadın Gücü |
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ | B Ö L Ü M 51 | Bakışları telefonun ekranında kayan görüntülerde dolanıyordu. Arkadaşlarının kış için gittikleri tatilleri ve aileleri ile olan mutlu karelerini inceliyordu. Ona o kadar uzaktı ki bu tarz şeyler. Bu topraklarda töre bükerdi insanın belini, evet. Fakat törelerin koruyucusu aşiretlerden herhangi birine bağlı olmak sizi ölüm kuyularına atardı da sesinizi çıkartamazdınız. Çok yorulmuştu. Gencecik bedeni toprak olup gitse ah etmezdi şu dünya ya, ona yanıyordu. Mevsimler değişiyor, günler geceye dönüyor lâkin ona bir umut kapısı açılmıyordu. Gülmek istese gülüşleri bir toz gibi uçup gidiyordu dudaklarından. Ağlamak istese göz pınarındaki yaşlar tükenmişti artık daha da ağlayamıyordu. Bu toprakların sınırında dünyanın bittiğini düşünüyordu. Kendini kafese kapatılmış muhabbet kuşu gibi hissediyordu. Birçoklarına nazaran çok daha iyi hayat şartlarına sahipti lâkin bahtına kara çalınmıştı! Ah ne gam bu böyle! Kapısının bir anda duvara çarpmasıyla korkuyla sıçradı. Ardından korku dolmuş olan harelerini kapıdakilere çevirdi. Konuşulanları kulağındaki kulaklık yüzünden duyamasa da ağabeyinin ağzını okurken ona adıyla seslendiğini anlamıştı. Korku dolu bir sima ile kulaklığın tekini yavaşça kulağından çekti. "Ne oluyor?" diye sordu gayriihtiyari. "Ah be kızım!" diyerek derin bir soluk veren ağabeyiyle beraber etrafına toplanmış herkesin rahat bir nefes aldığını gördü. "Biri bana açıklama yapacak mı?" "Kendine zarar verdin sandık!" diyerek konuşan ablası yanına gelip kollarını etrafına sardı. Ona garipseyen bir bakış atmaktan kendini alamadı Berfe. "Neden öyle bir şey yapayım?" Berfe'nin sorusuyla bin pişman oldu Deran düşündükleri için. Berfe'nin daima kendisinden çok daha güçlü olduğunu unutmuştu. Onun kadar dibe vurup kendisine böyle bir şey yapmayacağını bilmesi gerekirdi. "Özür dilerim Berfe," derken yerin dokuz kat dibine girebilmeyi diliyordu. "Biraz ben telaşlandırdım ağabeyini." Berfe, konuşan kadına döndü. Yengesinin neden kötü düşündüğünü anlamak kolaydı. Kendisi de istemediği bir evliliğe mahkûm edilmişti ne de olsa. Ardından tam da onun yaptığını düşündükleri şeyi yapmıştı. Böyle düşünmesi normaldi fakat Berfe kendisini o kadar cesur bulmuyordu. Hiç o kadar gözü kara biri olamamıştı. "Önemli değil yenge. Neyse ki iyiyim. Şimdi kapımı kırdığın gibi tekrar tamir edersen sevinirim ağabeyciğim." *** "Net bir karar vermek zorundayız!" diyen Mustafa'nın bakışları kardeşi Özcan'a kaydı. Orada gördüğü kahrın bir işe yaramasını dilerdi lâkin artık pişman olmak için bile çok geçti! Afran'ın bakışları salondaki duvarlarda dolandı. Çerçevelenip asılmış aile fotoğraflarında gözleri gezerken içine çöreklenen sancı yüreğini bir pençenin ortasına atmış ve onu ölüme mahkûm kılmıştı. Ciğerlerinden soluduğu her nefeste acı çeker miydi bir insan? Afran çekiyordu! Kardeşlerine derman olmamak onu mahvediyordu. Berfe'yi ya da Özcan'ı öldürmek zorunda oluşu ona reva kılınmıştı lâkin reva olmamalıydı! Kardeşleri arasında seçim yapmaya zorlanıyordu. Bu konağın sınırları içerisinde Koçmanların kızını da daha fazla ne kadar koruyabileceğini bilmiyordu. İnfazcısı yakında girerdi konağa ve herkes uyurken alıverirdi canını da kimsenin ruhu duymazdı. Hazar Koçman'dan böyle bir davranış görmek açıkça onu zerre şaşırtmazdı. Bir insanı kardeşine karşı bu kadar öfke ve kin dolu görmemişti hiç. Hazar Koçman o kızı gözünü kırpmadan öldürürdü, zerre sızlamazdı vicdanı da. Bu yüzden korkuyordu Afran. Kızın başına bir iş gelmesinden. "Hangi kardeşini öldüreceksin seç, diyorsun yani bana Mustafa?" derken öfkesi en çok kendineydi. "Saçma sapan konuşma ağabey! Ama anlamıyor musun, rahat durmayacaklar." "Anlıyorum Mustafa! Uzun yıllar yurt dışında ve ardından da İstanbul'da yaşadım diye bütün örfü âdeti unutmuş değilim. Ama benim mahkûm edildiğim hayatı kabullenmemek için ne kadar direndiğimi hatırlıyor musun? Deran ile evleneceğimi öğrendiğim gün dünyam başıma yıkılmıştı.…