47 | intikam |
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Deran, elindeki telefonun kayıp gidişini fark ettiği esnafa telefonu yere çarpıp bir kez sekmiş ardından yeniden parke zemine çarpmış ve durmuştu. Az önce konuşulanları duyduğunu biliyordu. Evet, duymaması gerekirdi fakat buna mani olamamıştı. Kader bir şekilde, Afran'ın arkasından çevirdiği oyunu henüz harekete geçmemişken durdurmak ister gibiydi. Yaptıklarının ya da yapacaklarının doğruluğunu hiçbir zaman savunmamıştı fakat biraz sonra sırf düşünceleri için yargılanacaktı. Ve o bunu istememişti. "Bana danışmadan hiçbir şey yapmayacağına inanmak istemiştim." Adamın ağzından dakikalar sonra dökülen sözler ile yutkundu. "Ben de senden her şey için ta o zaman özür dilemiştim." Kafasının dikine gitmek gibi bir niyeti yoksa da sözleri bunun aksini iddia etmek için var gibiydiler. "Bana ne zaman güveneceksin?" Derken perişan bir yüz ifadesi oturdu çehresine. Öyle bariz bir çaresizlik koktu ki odanın içi, Deran sevdiği adama bunları hissettirdiği için bin kere ölmeyi diledi. "Hanım Bejindar, senin özbeöz annen. Senden ona bir zarar gelmesini istemediğim için güvensizlikle suçlayamazsın beni." "Sen de süslü cümlelerinle kandıramazsın beni. Açık açık annene hiçbir halt yapamazsın sen diyemediğin için kibarlık yapmana gerek yok. Ben de en az senin kadar üzgünüm. Çünkü yalnızca sen değil, ben de evladımı yitirdim. Ben de henüz kokusunu bile bilmediğim çocuğumu cennete uğurladım." Sustu. Söyleyeceklerini yumuşatmaya çalıştığı o kadar belliydi ki. "Ben yine de her şeye rağmen sana güvenmeyi seçerdim Deran..." Soyadı dilinin ucuna kadar gelmişse de dillendirmedi. Ona tam da şu konuşmayı yaparken, Deran Piran, deseydi şayet nasıl yorumlayabileceğini tahmin bile edemiyordu. "Özür dilerim, bir kez daha. Fakat ben bu davadan vazgeçmeyeceğim Afran Ağa. Annenin, o kadının töre tarafından yargılanmasına izin vermeden bu işi bitireceğim. Hak ettiğini çekecek." "Gözün intikam hırsıyla kör olmuş senin. Bu sözleri söyleyebildiğine inanamıyorum. İntikam isteğinin vicdanının önüne geçmesine izin veremezsin. Sen bu değilsin ki Deran. Daima merhameti ve öfkesi arasında kalan bir kadın olduğunu biliyordum ama vicdansız biri gibi hareket edebileceğini hiç düşünmemiştim." Her sözü, somut bir darbeymiş gibi bedenine çarparken vicdanının susturulmuş sesini iç çephesinde yankılandığını duydu. Dudakları kurudu kadının. Afran her kelimesinde haklıydı, evet. Ama o vicdanına zincir vuralı çok oluyordu. Artık bu yoldan dönüş yoktu. Hanım Bejindar cezasını kendi ellerinde çekmek zorundaydı. *** Günler birbirini kovalayıp duruyordu. Odasından bile çıkmak istemeyen Deran, kendi evlerinden konağa taşınan eşyaları izlerken fazla sessizdi. Ve avluda eşyaları düzenli bir şekilde taşımalarına ve götürecekleri yeri söylemeye yardımcı olan Farah ve Hazal bu sessizliğin hayra alamet olmadığını çok net görebiliyorlardı. "Anneme ne olacağını gram umursamıyorum ama intikamını aldıktan sonra Deran'a ne olacağını fazlasıyla umursuyorum." Diyen Farah, hüzünlü gözlerle arkasına baktı. Pencere pervazında olağanüstü bir sakinlikte duran Deran'a. "Ablamın yapacakları bittiğinde nasıl bir hale geleceğini ben de çok merak ediyorum. Böyle ruhsuz olmaya devam mı edecek yoksa tümden içine mi kapanacak o kadar büyük bir merak konusu ki, Hanım Bejindar'dan çok ona üzülüyorum. İntikamını alırsa eğer asla eskisi gibi bir insan olamayacak." "Neçırvan'da fazlasıyla endişeli. Hüdaverdi diye bir adamını annemi bulması için görevlendirmiş. Tabii bunu kimseye söylememesini de tembihlemiş ama ağabeyim her şeyi duyunca planı suya düşmüş." "Yemin ederim ben bu kadından korkmaya başladım. Ablamın içine ne kaçtı merak etmeye başladım." "O nasıl söz kız?" "Görmüyor musun Farah, resmen arkadan iş çevirmeye başladı. Enişteme bile güvenmiyor. Annene cezasını kendi elleriyle vermeyi öyle bir takmış ki kafayı, yakında delirip herkesi deşmesinden korkuyorum." "Tövbe tövbe Hazal ya, ne biçim konuşuyorsun? Deran bunları duyarsa ye…