41 │karıştır│
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ B Ö L Ü M 41 │Karıştır│ "Biz zaten Hindistan'a gitmedik mi Afran?" Kadının sorduğu sorunun ardından düşünür gibi yaptı Afran. Ardından dudaklarında can alıcı bir gülümseme peyda oldu. "Gittik. Ama tekrar gidebiliriz." Adamın karşısında girdiği çocuk ruh haliyle bir hayli eğlenen kadın gülümsemesine mani olmadı. Son yaşanan olaylardan sonra kendini toparlayamamıştı. Berze Bejindar, ona destek oluyordu. Bunu hissediyordu kadın. Yaşlı kadının sert mizacına rağmen hissediyordu. O akşam tüm konak sessizdi. Herkes erkenden odalarına çekilmiş ve ortalıkta kimse kalmamıştı. Komidinin üzerindeki sürahide su kalmadığını fark ettiğinde sürahiyi eline alıp odanın kapısına doğru yöneldi. Kocası duştan çıkana kadar suyu alıp geleceğini düşündüğü için haber verme gereksinimi hissetmedi. Sessizce odanın kapısını açıp dışarı çıktı. Açtığı gibi sessizce de kapattı kapıyı. Avluya inen merdivenlere yönelip ses çıkarmamaya özen göstererek eteklerini toplayıp dikkatle merdivenden inmeye başladı. Mutfağın açık ışığını gördüğünde mutfakta çalışan kızlardan birinin orada olduğunu düşündü. İstifini bozmadan aynı sessizlikle devam etti. Mutfağın kapısına gelene kadar da sessizliğini korudu. Ta ki işittiklerine kadar... "...Ben anlamam! Yıllar önce Kadriye'yi Hander Ağa ile evlendirmek için nasıl yardım ettiysen bana şimdi de edeceksin. Berze Bejindar her şeyden haberdar. Zayıf anımı kollayacaktır. Kurban'a Kadriye'yle olan aşklarını nasıl katlettiğimi anlatırsa ne yaparım ben? Kadriye'nin ağzından Hander Ağaya mektup gönderdiğimi nasıl açıklarım?" Elindeki su sürahisi hızla yere düşüp tuzla buz olduğu esnada attığı çığlığı kendi kulaklarına bile yabancıydı. Duydukları ile adeta cin çarpmışa dönmüştü çünkü. Duyduklarının gerçekliğini sorgulayamıyordu bile. Öyle bir ağızdan duymuştu ki o sözleri, nasıl sorgulasındı? "Deran?" diye merdivenlerin balkonuna fırlayan Afran, eşinin çığlığını duyduğunda ne yapacağını bilememiş üstü çıplak bir şekilde atılmıştı odadan dışarı. Hanım Bejindar, kulağına gelen seslerle adeta donup kalırken gelini olacak yosmanın kendisini duyduğuna emindi. Annesinden bile kolayca kurtulmuşken bu kızdan hiçbir şekilde kurtulamamış oluşu da geçmişte yaptıklarının kesinlikle geri dönüşüydü. Şimdi de az önce ki telefon konuşmasını duyarak her şeyi mahvedecekti. Deran, şokla olduğu yerden kıpırdayamamışken Afran yetişti yanına çıplak ayak. Korku dolu gözlerle karısına bakarken ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. "İyi misin, bir yerine bir şey oldu mu Deran?" Deran'dan tepki yoktu. Adeta donup kalmıştı. "Bir şey söyle, korkutuyorsun beni Piran Kızı." Piran Kızını işitmesiyle fal taşı gibi açılmış gözleri kocasına döndü. Onun o güzel çehresi, huzur verdiği kadar yakan zümrüt karası hareleri bile o an iyi gelememişti kendisine. Az önce öğrendiği geçmiş ona çok yabancıydı. Annesine kurulan kumpas çok iğrençti. Annesinin çektiklerini düşününce o zamanlar ne çektiğini hayal bile edemedi. Vicdan azabı bu anı bekler gibi kuytudan süzülüp boğazına yapıştığında ne yapacağını bilemez haldeydi. "Bir şey mi oldu Afran?" diye soran Hanım Bejindar, hiçbir şey yokmuş gibi davranmaktan yanaydı. Deran'ın bakışları kendine döndüğünde bakışların altında kaldığını hissetti. Karşısındaki kadında hissettiği kudret ile adeta sarsıldığında, Kadriye'nin kızının kendisine göre çok daha akıllı olduğunu anlaması zor olmadı. Kadriye, kendine yapılanı derhal kabullenip ses etmemişti zaten. Deran'ın yaptıkları Urfa'dan Mısır'a yol olurdu oysaki. Ta en başından anlaması gerekirdi asıl korkması gerekenin Deran Piran olduğunu ve annesinin öcünü almak için canhıraş bir çabaya girişebileceğini. Bu evliliğe her şekilde karşı çıkmış Kurban Ağayı ikna etmek için bin bir türlü şey söylemişti. Fakat Kurban Ağa'dan hayır gelmeyeceğini anladığında derhal bildiği fitneli yollara başvurmasını da bilmişti... Yasemin Serpil Tuna gibi... Kadriye'nin dayısının oğlu Miran Nerva'yı kışkırtmak gibi... Az kals…