40 |geçmişin tozlu sırları|
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Zaman, insana ne getireceğini sır gibi gizler saklardı. En iyi dediğiniz insan dahi gün gelir karşınızdaki yerini en güzelinden alıverirdi. Tam da bu duruma yakinen şahit olmuştu Deran. Soyadının Piran olduğu zamanlarda ona çok daha iyi davranan kayınvalidesi Hanım Bejindar, bundan tam sört gün önce pençelerini çıkartmıştı. Nedeni ise daha doğmamış sabiydi. Bunlar inançlı insanlardı, sözde. Böylesi bir cehaleti hayal dahi edemezdi Deran. Bu kadının da kızları vardı. Bu insan da bir kadındı. Nasıl daha doğmamış meleğini kendi seçimi olmayan bir şey için suçlayıp ona cephe alabilirdi? "Hazır mısın Bejindar Gelini?" Afran'ın samimiyetle sorduğu soruya anlam veremese de başını sallayarak onayladı. Nenesi Berze Bejindar'ı şehirlerarası otogardan almaya gideceklerdi. Deran, nenesinin Afran'a küstüğü için düğüne dahi katılmadığını biliyordu. Son gelişinde yaşanan olaylardan sonra nenesi, yüzüme bakma, diyerek çekip gitmişti. Fakat Afran'ın ne yaptığını kimse söylememişti. Odalarından çıkıp merdivenlere yöneldikleri esnada avluda kendilerine bakmakta olan Hanım'ı gördü. Gerim gerim gerilmesine mani olamadı maalesef. Şu dört gündür ne zaman görse bu kadını böyle oluyordu. İçinde kırılan ve soğuyan bir yer vardı. Kindar bir insan hiç olmamıştı lâkin evladına karşı olan tutumu her kim olursa olsun onun vicdanında bir yer bırakmamıştı. "Nereye böyle oğlum?" Kadının sorduğu soruyla derin bir nefes alıp "Hâlâ utanmadan oğlum diyor," diye içinden geçirmeden edemedi. "İşimiz var Hanım Bejindar. Bir sıkıntı mı var?" Afran'ın cümlesi ile şaşkınlıkla ona döndü. Anne, dememişti resmen. Bu aşırı saygısızlık oluyordu işte. Ne yapmış olursa olsun karşısındaki annesiydi ve üzerinde ödenmeyecek bir hakkı vardı. "Yok..." diye konuşan kadının sesi sonlara doğru yok oldu. Dolan gözleri karşısında yutkundu Deran. Gerçekten içi acımıştı. Lâkin bir anda kendine dönen nefret dolu bakışlarla neye uğradığını şaşırdı. Resmen kadın Deran'ı suçluyordu. Bunu açık açık göstermekten de gram pişmanlık duymayan bir hal içerisindeydi. Afran, annesinin sözlerinin ardından Deran'ın elini tuttuğu gibi konağın kapısının yolunu tuttu. Kendileri için açılan kapıdan hızla çıkarlarken arkasından karısına nefret ile bakan anasını görmedi. Deran'ı bindirdikten sonra büyük adımlarla arabanın önünden dolaşıp o da kendi yerini aldı. Arabayı kontrollü bir şekilde dar sokaktan çıkartıp ana caddeye girdiğinde aklında annesinin geçen gün ettiği sözlerin dolaşmasına mani olamadı. Hâlâ gerçekliğini sorgulamaktan alıkoyamıyordu kendini. Annesinden böylesi bir tavır asla beklemiyordu. Kendi canından, kanından bir sabi için nasıl böylesine düşmanca konuşabildiğini anlayamıyordu. Neden böyle davrandığını anlamadıklarını sandığını düşünecekti ama annesi kapalı kapı bırakmamıştı resmen. Ne düşündüğünü açıkça dile getirmekten sakınmıyordu. Resmen nefret kusuyordu Deran'a. Arabayı yirmi dakika sonra otogarın otoparkına park ederken gözleri istemsizce Deran'a takıldı. Yüzünden düşen bin parçaydı kaç gündür. İşe giderken bile endişeden ölecek gibi oluyordu. Bir ton dert bitmişti bir bu eksikti gerçekten. Fakat nenesinin önce gönlünü alıp bu işi halledecekti. İstedi mi, yapardı. Bunu herkes iyi biliyordu. "Nenem aksi bir kadın gibi görünür fakat çok iyi bir insandır. Seni de hemen sevecektir, merak etme." Uyarma gereksinimi duyduğuna göre pek de dediği gibi olmayacağını hissetti Deran. Nenesinin bindiği otobüs şirketinden otobüsün hangi peronda duracağını öğrenmişti Afran. Deran'ı demir bir banka oturtup peronun önünde beklemeye koyuldu. Nenesini çok kırmıştı. Gönlünü nasıl alacağından pek emin değildi ama torun sevincinden kendini affetmesini diliyordu. "BERZE BEJİNDAR'IN İLK GELDİĞİ ZAMAN - DÜĞÜNDEN ÖNCESİ" "Nenen geldi kuzzulkurt!" Şaşkınlıkla kadına bakakaldı Afran. Onca şeyin arasında nenesinin de gelmesiyle olayların iyice sarpa saracağına emindi. "Hoş gelmişsin nene, hangi rüzgâr attı seni buraya?" "Densizin…