AĞA

37 |kan ve revan|

Yazar:

AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Zamanın biz insanlardan çaldığı birçok şey vardır. Güzel anılar ve aşk gibi. Bize bıraktığı birçok şey de vardır elbet; Hasret ve kalp sanrısı gibi... Deran Bejindar, tam olarak ikinci kısmın orta çizgisinde seyrediyordu. Yüreğinde pare pare olmuştu tüm mutlulukları. Zamana sıçrayan anılarından geriye bir hiçten başka birşey kalmamıştı. Sirayet eden acılarının ise dayanılacak raddeyi çoktan katettiğini söylemek isterim. Gözleri etrafına bomboş bir ifade ile bakarken sol elini karnından hiç çekmemişti iki gündür. İki gün dediğime bakmayın, onun için iki ömürdü 48 saat. 48 saatte bırakttığı büsbütün umutları ve parçalanmış hayalleri vardı kırıkları yüreğine batan. Nasıl söz etmeli, ne demeli herkes şaşkındı. Kimse ne yapacağını bilemiyordu. Sanki herkesin eli, kolu, ayağı bağlanmış gibiydi. Cümleler kifayetsiz, kelamlar ise gereksizdi tam da bu anda. "Deran," diyerek sözlerine başlayan Farah, belki de kadına ilk kez ismi ile sesleniyordu. "Bir şeyler yemek zorundasın! O karnındaki sabi için, bir şeyler yemen gerekiyor. Anlıyor musun beni?" Dışardan gelen her şeye karşı tepkisizdi kadın. Gözleri bakıyordu ama görmüyordu. Dudakları mühürlü idi ama susmuyordu, içine içine atıyordu çığlıklarını. Bu kadar sakin görünmesi tamamen onun aldatmacasıydı, içinde kopan fırtına Karadeniz'dekileri sollardı. "Abla, eniştem senin ve evladınız için gelecek. O yüzden lütfen ye artık şu yemeğini. Sana iyi bakamadık diye bize yapmadığını bırakmaz, sanki tanımıyorsun onu." Dünya üzerindeki tüm insanlar toplanıp aynı anda konuşsa, yine de etki etmeyecek bir hal vardı kadında. Beynindeki şeytanlarını susturamadığı sürece sanki tamamiyle kendini bu dünyaya kapatmış gibiydi. "Bencillik yapıyorsun," diyerek bir anda konuşmaya başlayan Mustafa, herkesin kendine hayretle bakmasına sebep oldu. Bu salonda ailesi ve Piran Ailesi de bulunmaktaydı. Buna büyükleri de dahildi. Fakat yine de Mustafa bunu önemsememiş ve dikteli sözünü etmekten geri durmamıştı. "Senin acını burada ki kimse anlayamaz yenge, haklısın. Ama senin düşünmen gereken bir can daha var. Bir ebeveyn kendinden önce daima evladını düşünmez mi? Onun iyiliği için her daim çabalamaz mı? Peki sen yenge, onun için canını vereceğini bilirken şimdi neden sağlığı için yemek yemiyorsun? Ona Allah korusun bir şey olursa yaşayabilir misin? Ağabeyim yaşayabilir mi?" Hareleri bir anda Mustafa'nın çiğ yeşillerini buldu. Hiçbir kardeşi benzemiyordu Afran Bejindar'a. Hiçbirinde onu andıran bir parça yoktu. Hiçbir şey demedi kadın. Diyemezdi, biliyordu. O yüzden sessizce önündeki tepsiye uzandı. Ardından aynı sessizlik ile yemeği yemeye başladı. Kurban Ağanın hali hal değildi. Dün hastaneden çıkmıştı. Kalbi ile ilgili bir sıkıntı yaşamış, çarpıntı şikayeti ile hastaneye kaldırılmıştı. Neyse ki bir şeyi yoktu ve bir günlük müşahede altında tutukduktan sonra hastaneden taburcu edilmişti. Hanım Bejindar ise kendini yıpratmaktan an olsun geri durmuyordu. Sanki olan her şey onun hatasıydı. Sanki her şeyin sebebi kendiymiş gibi davranıyordu. Neçırvan, elinden gelen tüm imkânları seferber etmişti. Kendi kardeşlerini ve Bejindar oğullarını da yanına katık etmiş ve hunharca araştırma yapmış, elinin kolunun uzanmadığı yerlere eski tanıdıkları sokmuştu. Fakat sanki yer yarılmıştı da Afran'ı da oraya koymuşlardı. "Bir gelişme var mı?" Mustafa'nın sorusuna karşılık başını olumsuz anlamda sallamakla yetindi. O esnada da çalan telefonu eline aldı. Ekranda yazan ismi görmek onu adeta şoka ederken ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. "Efendim," derken odadan çıkmayı tercih etmişti. Kimseyi boş yere ümitlendirmek istemiyordu. "Halfeti'deyim. Gelip alın beni." Afran'ın konuşma tavrından bir işler döndüğünü anlaması zor olmadı. "Yarım saate oradayız." Dedikten sonra telefonu kapattı. Ardından hızla başka bir numarayı çevirdi. Tanıdığı Mafya Babalarından Yasin Turan Polatlı'yı aramak için an düşünmemişti. "Sen beni arar mıydın Neçırvan Ağa?" "Ağabey, h…

Bölümün tamamını WritePad'de oku