34 |kan|
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ B Ö L Ü M 34 │Kan│ Kendini konaklarının arka sokağında bulduğunda merak ile yan tarafına döndü. Baktığı adamın arabanın ön camından bir noktaya sabitlenmiş sürmeli gözleri an olsun dönmedi kendine. O an hiçbir şey yapmamış olmasına rağmen suçlu hissetti. "Seni ben öpmedim, tecavüze uğramış gibi davranmaktan vazgeç!" dedikten saniyeler sonra elini kapıya uzatıp açtı ve çıkmak için hamle yaptı. Fakat sözlerinin hemen ardından kendine dönen adamdan bihaberdi. O adam ise bileğini yakaladığı gibi onu yeniden arabanın içine hızla çekmişti. Bir anda adamla burun buruna gelmiş olmak tüm bedenini sarsıp, ateşini çıkartırken yutkundu. Gözlerinin içine yine tüm günahlara meylettirircesine bakıyordu. Bu adam ona yasak iken bir o kadar da onun olabilmeyi nasıl başarıyordu? İşte bu konuda hiçbir fikri yoktu. "Mezopotamya'nın Asi Yakamozu seni..." dedikten sonra başını kaldırıp dudaklarını kadının alnına bastırdı. Bu hareketiyle huzurla dolan Hazal'ın gözleri ise an direnemeyip derhal kapanırken, ölmeden önceki iyi günlerini yaşamıyor olmayı diledi. Hiç bitmesin, Mustafa Bejindar hiç gitmesin istiyordu. Öyle güzeldi ki sevmek, aynı zamanda da sevilmek... Kelimelere dökmekten acizdi. "Ben kendime kızıyorum senin masumluğuna bir nokta siyahlık bulaştırdım diye. Bunun seninle hiçbir alakası yok. Sakın yanlış düşünme. Hayatımda ilk kez bir kadını öptüm, onun da sen olmasından bir hayli memnunum." Şaşkınlık ile büyüyen gözlerini Mustafa'ya çevirdi Hazal. Ciddi olup olmadığına bakarken adamın bir gram dahi ciddiyetsizliğe sahip olmadığını görerek bir kez daha şaşırdı. *** "Canım ayva çekti." Deran'ın bir anda ağzından çıkan sözler ile elindeki kaşık ve çatalı masaya koyup şaşkınlıkla kadına baktı. Zümrüt karası hareleri yüzünde bir şeyler arar gibi dolanırken ona çakmak çakmak olmuş gözlerle bakan kadın bir hayli tatlı görünüyordu. "Senin canın mı çekti güzelim?" Deran bir an düşündü. Gerçekten onun canı mı çekmişti? Sanmıyordu, ayva seven bir insan değildi ki. Onun için olsa da olurdu olmasa da. Bir anda neden canının deli gibi ayva çektiğini yalnız ve yalnızca karnındaki ufaklık açıklayabilirdi. Aşermelerin hamileliğin ilk üç, dört ayı olduğunu biliyordu fakat bu kadar erken beklemediğini çok net söyleyebilirdi. Ve karşısındaki adamın sorusu onu utandırmıştı. "Evet, benim canım can değil mi?" Bir anda sinirle konuşmasına karşılık neredeyse kahkaha atacaktı adam. Fakat zor bela kendini tutup eşine bakmayı sürdürdü. "Estağfurullah güzelim, ben öyle bir şey mi söyledim?" "Söyleyemezsin zaten!" Sözlerine anında gelen sinirli yanıt ile dudaklarına yayılan gülümsemeye mani olamadı. "O zaman ben hemen karım ve bebeğime ayva alıp geleyim de daha fazla asabileşmeden onları doyurayım." Diyerek ayaklanan Afran'ın arkasından bakıp dil çıkardı. Afran, anahtarını ve cüzdanını alıp evden çıkarken Deran'da sofrayı toplamaya başladı. Mutfağı topladığı esnada kapının çalmasıyla elindekileri bırakıp usul usul kapıya doğru yürümeye başladı. O anlık boşluğuna geldiğinden ötürü ne kimin geldiğini sormuş ne de kapı deliğinden bakmayı akıl etmişti. Elini kapının koluna koyduğu gibi kapıyı açmasıyla karşısında hiç tanımadığı bir adamı görmesi bir oldu. "Buyurun?" dedi merak ile adama bakarken. "Afran Ağaya selamımızı iletirsin, yenge." Adama şaşkınlıkla bakarken ne demeye çalıştığını anlamaya çalışıyordu. Ta ki bedenini sertçe arkasındaki duvara çarpıp yere düşene kadar. Hayretle birkaç saniye tepki dahi veremedi. Bedenini esir alan adrenalin acılarını hissetmesini engellerken, aklını toplamaya çalıştı. Adamın bir anda neden kendini hızla ittiğini idrak etmesi çok zordu. Bir türlü anlam veremiyordu. Afallaması gayet normaldi. Duvara çarpmış olmaktan ötürü dönen başı nihayet geçtiğinde kalkmak için bir hamle de bulundu. Sesi çıkmamıştı kadının. Neden bağırmadığını ya da bir tepki vermediğini bilmiyordu. Deran şu an hiçbir şey bilmiyordu. Ayağa kalktığı an bacaklarının kenarından akan sıc…