32 │esrarlı│
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ B Ö L Ü M 32 │Esrarlı│ Mustafa'nın 2 ailenin yanı sıra Hazal'ı da şok silsilesi içine soktuğu cümlelerinden sonra bütün gözler Hazal'a döndüğünde, Hazal daha fazla dayanamayacağını düşünerekten bir anda kendini yere attı. Evet evet, yanlış okumadınız. Kendini kelimenin bütün anlamıyla yere attı! Elbette bayılamayacak kadar heyecanlıydı ve şu andan kaçabilmek adına rol yapacaktı. Hazal'ın yere düşmesinin ardından kadınlardan yükselen çığlıklara kulak asmayıp öne atıldı Mustafa. Bu kadını tırnağının ucu kadar tanıyorsa şu andan kaçmak için yapmıştı bu hareketi, bundan emindi. Hazal'ı kucağına aldığı vakit Berken'in öne atılıp kötü bir bakış atmasıyla ne olduğunu anlayamadı başta. Ardından tek kaşını havaya kaldırarak meydan okudu. Kadınına dokunamazdı kimse! Bu ağabeyi dahi olsa... "Mustafa!" Kurban Ağanın sesi koca salonda yankı bulduğu vakit kucağındaki kadına dikkatle baktı Mustafa. Ardından kulağına eğilerek "Ne yaptığını biliyorum, Ufaklık." Demeyi ihmal etmedi ve babasına döndü. "Şimdi değil baba!" Hazal, Mustafa'nın sözleriyle şok oldu. Ne de güzel bayılmış numarası yapıp işin içinden sıyrılacaktı işte. Bu adam neden böyle yapıyordu? Sözlerinin hemen ardından salondan kucağında Hazal ile çıktı. Şok olan Piran Ailesi ise kendine gelir gelmez ardından atıldı. Piran Oğulları derhal Mustafa'nın yanına vardıklarında Resul "Babam seni öldürtecek, Kurban Ağanın oğlu olmanda bunu değiştirmeyece Mustafa Ağa," demeyi ihmal etmedi. "Kurban Ağanın oğlu olmam elbette bir şeyi değiştirmez Resul fakat Afran Bejindar'ın kardeşi olduğumu tam da şu anda hatırlatmam gerekiyor sanırım. İşte bu pek çok şeyi değiştirir." Resul duyduklarıyla olduğu yere çakılı kaldığında söylenecek söz yok gibiydi. Mustafa, Hazal'ı Farah'ın yatağına yatırırken tüm ahali de ardından odaya girmişti. "Bu yaptığın kabul edilemez Mustafa!" diye bir anda kükreyen Hander Piran'ın gözleri sinirden kızarmıştı. "Yalnızca kızınıza yardım ettim Hander Amca, burada töreye aykırı bir namussuzluk göremiyorum." Hazırcevap Mustafa tüm ailesinin kendine şaşkınlıkla bakmasına sebep oldu. Afran kaş göz yapıp susmasını ve yerine oturmasını anlatmaya çalışsa da Mustafa duracağa benzemiyordu. "Böyle bir ortamda yaptığın densizlikten bahsediyorum ben Mustafa. Her şeyin yeri ve zamanı vardır. Tamam, toysun. Kanın deli akıyor fakat bu törende farklı ailelerde olabilirdi. O zaman neler olabileceğini biliyor musun?" Hander Ağaya dikkat ile baktı Mustafa. Elbette haklıydı fakat canına tak etmişti artık. Gözünün önünde seven herkes kavuşurken, Hazal'ın da kendini sevdiğini bile bile daha fazla susamazdı. Daha fazla ondan ayrı yaşamamalıydı. Yüreği sökülüyordu, canı alınıyordu adeta. Sevdiğini bir kez kaybetmişti, ikincisi ile de burun burun gelmişti. Zaman su gibi akıp geçerken onlardan alıp götürüyordu. Yapabiliyorken yapmak varken neden susup otursundu? "Hander Ağa, zaman aleyhime işleyen bir bomba. Ben de o bombanın patlamasına an sayan bahtsız bir sevdalı adamım. Biliyorum, yanlış. Biliyorum, hatalı fakat sevdanın hatası ve yanlışı olmaz bunu benden iyi sen ve babam bilirsiniz. Yaşınızın belli bir yaşanmışlığı ve görmüşlüğü var. Beni en iyi siz anlarsınız. Ben sevdiğimi bir kere kaybettim. Zaman her an geçerken, benden öylece beklememi istemeyin Allah aşkına. Her şey usulünce olur, her şey hallolur fakat ölümün affı yok. Vakit varken yaşamaktansa ölmeyi yeğlememeli insan. Vaktinde yapabilecekken öylece izlememeli." Hander Ağa ve Kurban Ağa aynı anda birbirlerine döndüklerinde iki koca adamda yutkunamadıklarını hissetti. Karşılarında samimice hislerini dile getirip, korktuğunu haykıran gözlerle bakan bir adam vardı. Birinin evladı diğerinin manevi evladı... Ne diyebilirlerdi ki? Hata yapmak insana mahsustu ne de olsa. Evlatlarının iyiliği için bu seferlik göz yumabilirlerdi buna. *** Farah ve Neçırvan'ın isteme ve söz kesme merasiminin ardından Hazal'ın yalandan ayılmasıyla Piran ailesi evlerine döndü. K…