21 │hun│
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrite Keyifli okumalar ♥ ▬▬▬ Fırtınaya dönüşen düşüncelerine mukayyet olamıyordu artık kadın. Adamın gözlerine hapsolmuştu hareleri. Çekemiyordu bakışlarını. Soluğunun ani değişiminden de haberdardı. Haberdardı da nafile, bu adam hayatında olduğu her an geri durmayacak ve onu her daim böylesine alabora etmeyi başaracaktı. Artık bunu çok iyi biliyordu. Anlayamadığı çok şey vardı şu an. Aklını karıştıran onlarca soru, onu yiyip bitiren düşünceleri vardı. Bir adam nasıl olurda böylesine değişebilirdi? Bir insanın böylesine değişeceğine imkân vermezken gözlerinin önünde gerçekleştiğini görmek, fikirlerini temellerinden sarsmıştı. Hem de Afran Bejindar gibi bir adamdı bahsettiğimiz... Bir adamı bu kadar değiştiren sebep ne olabilirdi? Yutkunmayı denedi fakat her seferinde başarısız oldu. Ardından bakışlarını karşısında ona yoğun bir şekilde bakmakta olan adamdan çekip, geldikleri arabaya döndü. O an Hazal ile Farah'ın merak ve heyecan dolu bakışlarını görme fırsatı oldu. Resmen bu kızlar ondan daha çok istiyorlardı evet demesini. Fakat demese ne fark edecekti ki? O yola girmeyi her halükârda kabul etmişti ve gerekeni yapacaktı. Kaçışı yoktu, bu adamın eşi olacaktı! "Bu evlilikte benim rızam olmasa ne olur Ağa?" diye konuşmaya başladığında bakışları yeniden karşısındaki adama döndü. Hâlâ bileğini tutmakta olan elini hissetmek onu zorlasa da konuşmasına devam etti. "Bu evlilik her şekilde olacak o yüzden benim cevabımın bir önemi yok." Kadının dikenli sözleri, adamın hassas yüreğine batarken bakışlarını kadına sabitledi. Kadının günışığında sarımtırak bir renge dönen harelerine bakarken, o harelerde kaybolduğunu hissetti. Bu kadın onun ölümüydü. Bu kadın onun zulümüydü ama yine de vazgeçmek şöyle dursun, onun çehresini görmeden bir an yapamıyordu artık. "Şayet dediğin gibi olsaydı Piran Kızı, sözlerinin bir hükmü olmasaydı şu biçare düşmüş yüreğimde... Emin ol sormazdım sana Piran Kızı. Allah biliyor ya, asla sormazdım!" dedikten sonra bir adım yaklaştı kadına. Aralarındaki tehlikeli yakınlık her iki bedeninde alev almasına neden olurken, iki tarafta birbirinin gözlerinin içinde boğulurken yutkunmayı denedi. Fakat nafile bir hareketti. "Bu yüzden keçi inadını bir kenara koy ve lütfen bana bir cevap ver." Adamın sözleri ile birlikte aralarındaki yakınlığı inceleyen gözleri yeniden zümrüt karası harelere mıhlandı. O harelerde nefreti de görmüştü, öfkeyi de. Fakat şimdi gördüğünün ikisiyle de alakası yoktu. Bambaşka bakıyordu artık adam. Bambaşka görüyordu sanki onu. Kavruk tenli adamı kısık gözlerinin ardından seyrederken, ne demesi gerektiğini düşünüyordu. Fakat soruya vereceği cevap ne olursa olsun, sonucu değişmeyecekse ne anlamı vardı bu soruyu sormanın? Bu adamı ipin ucundan kurtarırken her şeyi göze alarak yapmıştı bunu. Ona arkasını dönmeyecekti bu yüzden. "Seninle evlenirim Bejindar," diye fısıldadı adeta kadın. Fakat bilmezdi ki onun dudaklarından fısıltı halinde dökülen kelamların adamın ruhunda ne denli bir sarsıntıya yol açtığını. Mest olmuştu Afran Bejindar. Gözlerine sirayet eden duyları eşliğinde adına bakmaya başladığında karşısındaki kadının yanaklarının kızardığını görerek bir hayli keyif almıştı. Kadın ise ısınan yüzünü rüzgâra dönüp, hararetini bastırmak istese de bunu yapamazdı. Çünkü adam o zaman anlardı bunu neden yaptığını. O yüzden adamın ona delici bir ifade ile bakarken, yalnızca onu izlemekle yetindi. Fakat içinden, bu adam neden bana böyle bakıyor, diye geçirmeden de edemedi. En son dayanamayıp "Ne... Neden öyle bakıyorsun Bejindar?" diye korkarak sorduğunda adamın dudaklarında gölgelenen tebessümü görerek kaskatı kesildi. Bir adam nasıl bu kadar güzel görünebilirdi ki gözüne? Aklını kaçırıyor olmalıydı! "Bir kadın..." dedi ihtirası ve beğenisi sesine yansımış bir şekilde. "Bir kadın nasıl oluyor da tek kelamıyla beni darmaduman edebiliyor, onu düşünüyordum Piran Kızı. Bunun cevabını da yalnızca gözlerine bakarak bulabileceğimden emindim." Aldığı yanıt…