AĞA

2│isteme merasimi│

Yazar:

AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı
AĞA – Dilan Aladağ Çetin kitap kapağı

Sosyal Medyadan takip edebilirsiniz ♥ İnstagram: dilanwrites Keyifli okumalar ♥ Gözlerini penceresinden çok net görebildiği başı dumanlı ve zirvesi karlı dağa sabitlemişti. Suskuluğun mesken edindiği diline vurduğu katmerli zincirlerden bihaberdi tüm Urfa. Deran Piran'ın çetrefilli acısını göremiyordu şimdi. Göz yumuyordu tüm yapılanlara. Onu kurtaramıyordu. "Hazırlanmanı söyledi Kadriye Hanım." Gözlerini karşıdaki dağ manzarasından çekip, kapısının önünde duran kıza baktı. Mutfakta çalışanlardan biriydi. Tanıyordu onu Deran. Fakat bir yanıt vermek gelmiyordu içinden. Bakışlarını yeniden karşısındaki heybetli dağa çevirdiğinde cevap alamayacağını anlayan kız kapıyı arkasından kapatıp çıktı odadan. Yüzü güzeldi belki, Urfa'nın en afili ailelerden birinin kızıydı da bahtı güzel değildi. Sürmeli gözlerine yağan karı görüyorlardı şimdi. Eski Deran yoktu. O merdivenlerden ezgiler eşliğinde inen, etrafındaki herkese enerjisini bulaştıran kız yoktu. Pencerenin kenarından kalktı ve dolabının kapaklarını açıp karşısındaki yatağının üstüne oturdu. Derin bir soluk aldı ardından. Öyle bir karanlıktı ki yüreğine çöreklenen, ne yapacağını ve buna nasıl mani olacağını bilemedi. Öyle büyük bir isteksizlik ve tükenmişlik ile kavruluyordu ki anlatmakta kelimeleri kifayetsiz kalıyordu. her seferinde. Kıyafet seçimi yeniden koyu renklerden yanaydı. Bordonun en koyu tonundan olan boydan elbisesini elinde tutarken, o elbiseyi alırken ne denli mutlu olduğunu hatırladı. Ağabeyi Neçirvan'ın onu İstanbul'a götürdüğü bir zaman almıştı. Alırken çehresindeki gülümseme imrenilecek cinstendi. O kadar mutlu olmuştu ki, o an ayakları yere basmamıştı. Fakat şimdi bu elbiseyi giymek o kadar zor geliyordu ki ona, boğazındaki yumru canına okuyordu. Büyük bir kaosun içerisindeydi. İliklerine kadar çaresizliğe bulanmış, burnunun ucuna kadar kasvete batmıştı. Koca bir matem havası duruyordu karşısında. Buna mani olmaya gücü yoktu da. "Abla?" Hazal'ın sesi, tam üzerini giyindiği an çınlamıştı kulaklarında. Ardından kapısı açılmış ve Hazal adeta parlayarak içeri girmişti. Güzel kızdı Hazal. Yüzü kadar bahtı da güzel olurdu inşallah. Kendisi gibi Azrail'in pençlerine düşmemesini umuyordu Deran. "Efendim." derken çıkan ses tonu, bu konaktaki herkese kırgın olduğunu anlatır nitelikteydi. İçi burkuldu Hazal'ın. Ablasının ses tonu öylesine soğuk öylesine kırgındı ki içinde bulundukları hüznün öznesi oluşundan bir kez daha nefret etti. Kaderin cilvesiydi işte bu da. Lâkin kimse dur diyememişti. Geri kalmış zihniyetlerin 21. Yüzyıla inat sürdürdükleri töre gelenek adı altındaki katliamlarıydı. "Seni merak ettim," derken ürkekti Hazal. Ablasının karşısında kendini böyle çekingen hissedeli birkaç hafta ya da bir ay falan oluyordu. Beşikkertmesi olayı bir bomba misali hayatlarının ortasına düştüğünden beri böyleydi. Kader kısmet böyleydi belki fakat nasıl bu kadar çaresiz olurlardı? Nasıl iki insanın hayatını göz kırpmadan karartabilirlerdi? Ki, birisinin evlenmek istediği bir kadın varken... "Merak edilecek bir hal mi var ki ben de Hazal? Benden geriye hiçbir şey kalmamışken, neyi mi merak ediyorsun ki hâlâ?" derken sesi titredi Deran'ın. "Benim babamın gözü töreden başka her şeye kör olmuş, adam da din var iman yok!" "Deme öyle ablam," derken öne atıldı Hazal. "Yemin ediyorum ki elimde olsa yerine geçer seni bu azaptan kurtarırdım ama yapamıyorum. Allah kahretsin ki yapamıyorum! Seni böyle gördükçe canımdan can gidiyor. Yüreğimi söküp sana katık edesim geliyor. Pare pareyim abla, seni böyle gördükçe bende yaşama isteği bile kalmıyor!" Deran, aralarında 2 yaş olan kardeşine içi titreye titreye, canı kanaya kanaya baktı. Böylesi sözleri yakıştırmadı onun dudaklarına. Böylesi kederi hor gördü onun üzerinde. Olmamalıydı. Hazal'da onun kadar yaralı, biçare, perişan ve kederli olmamalıydı. Hiç düşünmeden sarıp sarmaladı kardeşini. Ciğeri kanıyordu da yine de ah edemiyordu şimdi. Sesini çıkartmaya gücü de yoktu, şansı da. Onu kurtaracak hiçbir şey yoktu bu dünya üzerinde. Ölüm dışı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku