13 | cansiparane |
Yazar: Dilan Aladağ Çetin

Bölüm görselleri

Herkes susmuştu. Zifir karası geceyi aydınlatan ay bile usulca saklanmıştı bulutların arkasına. Sessizlik bir çığ gibi büyürken, katmerlenen merakın haddi hesabı yoktu. Çoktan ölümü kucaklayan kadın, bu kez kesinkes olacağını düşündüğü anda çıkagelen adam ile bertarafa uğratılmıştı. O adam ki zümrüt karası gözleri ile çeperlerini zorlayan, ölümü istemesine sebep olan, ölüm arzusunu yüreğine koyan... O adam ki ayağına prangalar bağlayıp onu mutsuzluğa mahkûm eden... Şimdi çıkagelip hayatını kurtarmak adına her şeyi göze alıyordu. Şimdi gelmiş, ölmesine mani oluyordu. Zamanında sustuğu törelere şimdi başkaldırıyordu. Ne için? Vicdanı sızladığı için mi? Vicdan mı vardı onda? Zümrüt karası gözlerine sirayet eden tek bir duygu vardı, o da nefret! Nefretten ötesini göremeyen, onun kulu kölesi olmuş bir adam değil miydi o? Ta kendisiydi hem de! Nedendi? Nedendi onu kurtarmak isteyişi? Hem kendisinden tüm gerçeklik ile kurtulacaktı. Sevdiği kadına koşabilecek, onunla evlenebilecekti böylelikle. Neden Deran'ı kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atıyordu? "Afran Bejindar!" diye uyarı dolu bir üslupta konuşan Behram Ağa, karşısındaki adamın toyluğuna veriyordu densizliğini. "Düşündüğünüzün aksine Behram Botan toy olduğumdan falan değil, bu kadını sonuna kadar koruyacağımdan şuan karşınıza geçmiş konuşuyorum. İçinizdeki en büyük aşiretlerden biri olan Bejindar Aşireti'ni kaybetmek istemiyorsanız şayet, kararınızı tekrar gözden geçirirsiniz." Böyle ahkâm keserek ne elde etmeye çalışıyordu? Ona bir hayat borçlu olacağını zannediyorsa şayet büyük yanılgı içerisindeydi Afran Bejindar. Bu olay ilk kez gündeme geldiği an kendince bahaneler uydurup sustuğunda, olanı kabullendiğinde, hayatına bir çizikte kendisi attığında, boynuna o ipi dolamasına sebep olan ilk etken olduğunda asıl hayat borcu olan kendisi olmuş idi. Şimdi bu borcu mu ödemekti niyeti? "Karşında Riha'nın en büyük ağası duruyor Afran Bejindar!" derken ayağa kalkan Behram Ağa, hiddetlenmişti. Yapılan saygısızlığa tahammül edecek değildi. "Sen çağrıldığın toplantıya gelmeyi reddeden ufak bir çocuksun! Sana söz hakkı tanınmıyor!" Hırıltılı bir nefesi içine çekerken Afran, karşısındaki altmış küsur yaşındaki adamın sözlerini duymazdan geldi. İçinde can bulan koruma içgüdüsünün sebebini bilmiyordu. Şu an neden, ne için burada böylesi bir deliliğe başvurduğunu bilmediği gibi. Fakat bildiği bir şey var ise o da bu kadına kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceği gerçeğiydi. "Deran Piran'ın canını almadan önce Behram Ağa," diye diklenirken bir adım öne geldi. Deran'ı arkasına aldığını fark etmedi bile. Koruma içgüdüsünün gayri ihtiyari kendisine yaptırdığı bir hareketti bu. Onu korumak adına böyle bir şey yapmış idi ve kendisi bile farkında değildi bunun. "Benim cesedimi çiğnemeniz gerekecek!" Keskin bakışları karşısında Behram Ağa kendinden emin tavrının sarsıldığını hissederken, tam önünde duran adamın aklını kaçırdığını düşündü. "Ki, aşiretler arası bir kan davasının nüksetmesini isteyeceğinizi sanmıyorum!" Deran, tehditleri birkaç boyut büyümüş adama şaşkınlık içinde bakarken diğer aşiret büyüklerinin de kendilerine aynı şekilde baktığından bihaberdi. Aklını kaçırmış olan adam, yaptıklarının sonucunu düşünemiyor muydu? "Sen gelmeden biz çoktan sizin beşik kertmesi kararınızı geçersiz saydık Afran Bejindar! Bu saatten sonra ne yapsan boştur." "O zaman ben de beşik kertmesi gibi zorunluluktan olacak bir evlilik yerine, gönül rızasıyla alırım nikâhıma Deran Piran'ı." Sarsıldığını hissetti. Afran'ın sözlerinden hemen sonra ayağının altındaki zeminin kaydığını hissetti. Dengesi, aklı şaştı kaldı sözlerine. Duyduklarının doğruluğunu içten içe sorgulamaya başladı. Gözü dönmüş adam, sanki tüm bunlara kendi sebep olmamışçasına böylesine bir işe girişirken ağzını açıp tek kelime edemedi Deran. Kalbi, depara kalkmış bir sporcununki kadar hızlı atıyordu. "Afran!" diye bağıran Behram Ağa, sabrının sonuna geliyordu. "Kendine gel! Kararımız çoktan verildi, Deran Piran bu kararı kabul etti! Artı…