Adelina

1. Bölüm

Yazar:

Adelina - Glsahmaran kitap kapağı
Adelina kitap kapağı

00.00: Saat tam gece yarısını vurduğunda, dünya yeni bir güne uyanıyordu. Benim içinse bu, yıllardır bir kurtuluş halatı gibi beklediğim o kutsal gündü: 18 yaşım. Bu lanet olası lağımdan, ruhumu kemiren bu prangasız hapishaneden yasal olarak yürüyüp gidebileceğim gündü. Fakat o an, sabırsızlıkla beklediğim bu yaş gününün, aynı zamanda bu dünyadaki son günüm olacağını nereden bilebilirdim? Yetimhanenin bodrumunda, soğuk ve nemli zeminin üzerinde kanlar içinde yatıyordum. Beton, vücudumdan akan kanı emmişti; tenime yapışan o ıslaklık hissi midemi bulandırıyordu. Küf kokusu genzimi yakarken başımın üzerindeki floresan lamba düzensiz aralıklarla yanıp sönüyordu. Her sönüşünde dünya bir anlığına yok oluyor, tekrar yandığında ise daha bulanık ve daha uzak bir şekilde geri geliyordu. Bu hâle düşmeye aslında alışkındım. Buradakiler benden nefret ederdi. Nedeni hiçbir zaman açık değildi ama bunun bir önemi de yoktu. İtilmek, kakılmak, görmezden gelinmek… bunlar günlük hayatımın sıradan parçalarıydı. Ama bu sefer… farklıydı. Bu sefer gerçekten sınırı aşmışlardı. O titrek ışığın altında, ciğerlerime batan kaburgalarımın arasından zorlukla nefes almaya çalışıyordum. Bırakın ayağa kalkmayı, göz kapaklarımı aralamak bile dünyanın en ağır yükünü kaldırmak gibiydi. Dudaklarımın kenarından sızan kanın sıcaklığını hissederken, kendime acı bir gülümseme gönderdim. "Ne kadar gülünç," diye geçirdim içimden. "Doğum günü hediyesi olarak bana ebediyeti sunuyorlar." Burada çektiğim tüm o işkencelere, 18 yaşıma girdiğim gün özgür olacağım yalanına tutunarak katlanmıştım. Ama görünüşe göre hayatımın bu "ikinci perdesini" görecek kadar vaktim kalmamıştı. Hiçbir şey olarak doğmuştum ve hiç kimse olarak ölecektim. Bir yetimin yokluğu bu dünya için o kadar ehemmiyetsizdi ki... Muhtemelen bedenimi bahçedeki çöp fırınında yakacaklardı ve kimse beni bir daha aramayacaktı. Bu düşünce, ölmekten daha çok canımı yakıyordu. 'ne kadar sinir bozucu' Bilincim yavaş yavaş bedenimden ayrılıyordu. Sesler uzaklaşıyor, kalp atışlarım ağırlaşıyordu. Nefes alışverişim kesik kesik hâle gelmişti. “Eğer yeniden doğarsam…” diye düşündüm son bir çabayla, “her şey yine aynı mı olurdu?” Bu, aklımdan geçen son net düşünceydi. Bu dünyadan tamamen yok olmayı beklerken… Bir ses duydum. Çok kısık. Neredeyse yok denecek kadar zayıf. Ne dediğini anlayamadım. Belki bir görevliydi… belki de sadece hayal görüyordum. Ama bunun bir önemi yoktu artık. Bu noktadan sonra biri gelse, hastaneye götürse bile kurtulamazdım. Boş yere umutlanmanın anlamı yoktu. Sonra… Başka bir ses. Hızlı. Keskin. Tedirgin edici. Sanki küçük bir şey—bir fare gibi—odanın içinde delice koşturuyordu. Önce uzaktaydı ama her saniye biraz daha yaklaşıyordu. Ses büyüdükçe, içimdeki o sönmek üzere olan bilinç aniden alarma geçti. Korku. Saf, ilkel bir korku. Ve ardından… Acı geri döndü. Ama bu… az öncekiyle aynı değildi. Bu çok daha derindi. Ciğerlerim yanıyordu. Sanki içimde bir ateş yakılmıştı. Kemiklerim tek tek kırılıyor, dişlerim parçalanıyormuş gibi hissediyordum. Her hücrem çığlık atıyordu. "Az önceki gerçek ölümse... Bu da neydi…” Bu başka bir şeydi. Tam o anda— Kulak zarımı parçalayacak kadar güçlü bir ses zihnimin içinde yankılandı: “UYAN!” Ani derin bir çığlıkla gözlerimi bir anda açtım. Oksijenle buluşunca nefesim aniden kesildi. Az önceki o dayanılmaz acı… bir anda yok olmuştu. Ama gördüğüm şey… daha az sarsıcı değildi. Her yer kırmızı ve turuncu tonlara bürünmüştü. Alevler yükseliyor, duman gökyüzünü kaplıyordu. Yetimhane… tanınmaz hâle gelmişti. Duvarlar yıkılmış, tavan çökmüş, her yer harabeye dönmüştü. Sanki bir deprem olmuştu. Ama ben… İçimdeki tüm o yıllanmış kinin ve nefretin dışarıdaki alevlerle birlikte dans ettiğini inanılmaz bir netlikle görebiliyordum. Yavaş yavaş işitmem de geri geldi. Bağırışlar, emirler, koşuşturmalar… İtfaiye. Kurtarma ekipleri. Gerçeklik yavaşça tekrar yerini alıyordu. Molozların üzerinde yankılanan sert bot sesleri bana doğru yaklaşmaya başladı. Önümdeki devasa beton yığını itin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku