Bölüm 1
Yazar: Ozann Seymen

Adım Açelya. Ben hiçbir zaman masal karakteri gibi hissetmemiştim... Ta ki lisenin ilk günü onu görene kadar. Aşık olmaktan hep korkmuştum ama istemsizce ona karşı koyamamıştım ve aşık olmuştum. Mutluluğum uzun sürmedi o Bursa'dan, İstanbul'a taşındı ve ilişkimiz bitti. Veda bile etmedi bana. Onun gidişi ile beraber kalbim yerle yeksan oldu ve ben aşık olmaktan eskisinden daha çok korkmaya başladım. Şimdi eski konuları kapatıp yeni hayatımın ilk gününe odaklanalım. Evet, üniversite bitmişti ve iş hayatı başlayacaktı benim için artık. Ankara Hacettepe üniversitesinde hemşirelik okudum. Mezun olduktan sonra işim yaver gitti ve okulu bitirdikten sonra hemen atandım. İstanbul’daki yeni evimin önüne geldiğimde durdum. Bu evi bulmak için ne kadar uğraşmıştım. Yedi katlı apartmanın son katını kiralamıştım. Ev o kadar yeni olmasada yinede güzeldi. Cebimdeki anahtarı çıkarıp kapıyı açtım ve içeri girdim. Benimle beraber arkamdaki bavuluda sürükledim. Ben daha gelmeden iki gün önce eşyalarım buraya gelmişti ve evi yerleştirip döşemiştim istediğim gibi. Asansör geldiğinde bindim ve yaşadığım katın düğmesine bastım. Yaşadığım kata vardığımda kapı açıldı ve indim. Her katta iki daire vardı. Ben kendi daireme doğru ilerledim. Kapıya geldiğimde anahtarı çıkardım ve kapı açıldığında içeri girdim. Eve girdiğimde valizi kapıda bıraktım. Eve tam girmeden ayakkabılarımı çıkardım. Kendimi günün yorgunluğu ile salondan bulunan beyaz L koltuğa kendimi bıraktım. kumral saçlarım yastıkta dağılmışlardı. Gözlerim yavaşça kapanmaya başladı ve Açelya kendini uykunun kollarına bıraktı. ♡ Dün eve vardıktan sonra uyumuştum... Yorgunluktan o kadar fazla uyumuştum ki kalktığımda sabah daha dokuz buçuktu. Yataktan çıktığımda ise mutfağa doğru ilerledim ev 1+1 olduğundan mutfak ve salon birleşikti. Bir tarafı mutfak olarak kullanırken diğer taraf oturma odamdı. Mutfağa geldiğimde buzdolabının kapağını açtım. Annem benimle beraber ilk İstanbul'a geldiğinde daha sonra yemem için bir sürü yiyecek yapıp buzdolabına yerleştirmişti.Dolaptan çıkardığım yaprak sarmasını çıkardım. Dolma çok sevmişimdir her zaman... Yemeğimi yedikten sonra ise kendime türk kahvesi yaptım. Balkon’a aldığım masa takımına oturdum ve evimden gözüken İstanbul boğazı manzarasını izledim. Evim Anadolu yakasındaydı, ama atandığım hastane ise Avrupa yakasındaydı. İstanbul’u çok bilmeme rağmen yinede çoğu yerini biliyordum ve gezmiştim. Teyzemler burada yaşadığından her geldiğimizde gezme imkanım olmuştu. Yarın pazartesiydi ve benim ilk iş günüm olacağı için şimdiden içimi heyecan ile dolmuştu. Yeni hayatımda ilk iş günüm... Ne kadar çabuk geçiyordu zaman... Daha Ankaraya okumaya ilk gittiğim gün daha geçen gün gibi geliyorken, şimdi İstanbulda tek başımaydım. Balkonda manzaraya dalmış, boğazın mavi sularını seyrederken telefondan gelen mesaj sesi ile irkildim. Gelen mesaj en yakın arkadaşım hatta kardeşim diyebileceğim Yağmur'dan gelmişti. Yağmur: Kanka güzellik, uykundan uyandınmı? Açelya: İnsan yeni başka bir şehire gelmiş ve yarın işe başkayacak sen bana uyandığımı soruyorsun? Ben heyecandan oanik atak geçireceğim. Bunu yazdıktan sonra ise hemen Yağmur yine yazmaya başladı. Yağmur: Kanka onu boşver de bana Arda yazdı yeniden. Bu kızın cidden beyninde birkaç tahta eksikti ya da bana öyle geliyordu. Açelya: Ne yazmış, Arda bey? Yağmur: Beni ne kadar özlediğini ve bensiz yapamadığını söyledi. Sence napmalıyım. Bu kız cidden bana kafayı yedirtecekti. Yağmur’a yeniden yazacak iken Annem’in aramasıyla ona yazmayı bıraktım. “Alo kuzum nasılsın?” Telefonu kulağıma yaklaştırdım ve konuştum, “iyidir anne sen nasılsın?” “iyi kuzum seni merak ettim ilk gecen nasıldı uyuyabildin mi rahat? Yemeğini yedinmi.” Annem robot gibi meraktan hızlıca konuşmaya devam ediyordu. “Aklım sende kaldı Açelya, gece gözüme bir gram uyku girmedi.” Öksürek yeniden araya girdim yoksa sadece annem konuşacaktı ve ben dinleyecektim. "Annecim ben iyiyim meraklanma." Annemle birkaç dakika daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. O…