4 KUTUPLU +18

Giriş.

Yazar:

4 KUTUPLU +18 - İlayda Kıroğlu kitap kapağı
4 KUTUPLU +18 kitap kapağı

Amacın büyüklüğü, kullanılan araçların niteliğini önemsizleştirir. Eğer nihai zafer senin olacaksa, oraya giden yolda atılan her adım, kendi içinde meşrudur. Bana göre dürüstlük, stratejik bir esneklikten yoksun olmaktır. Kurnazlık ise bir zeka biçimidir; rüzgarın yönüne göre şekil alabilmek, gerektiğinde maske takabilmek ve rakiplerin kendi yarattığı ahlak çıkmazlarını onlara karşı kullanabilmektir. İnsanların ahlaksızlık olarak nitelendirdiği hamleler, aslında sadece duygulardan arındırılmış, tamamen rasyonel ve soğukkanlı hamlelerdir. Gönül rahatlığı tam olarak burada başlar: Pişmanlık duymamak. Çünkü bilirsin ki doğada da, hayatta da kurallar sabitleşmiş değildir; yalnızca güçlü olan ve şartlara en iyi uyum sağlayan hayatta kalır. Sonuç olarak; hedefe kilitlenmiş bir zihin için adalet ya da etik, varılması gereken noktayı geciktiren birer yanılsamadır. Gerçek bilge, erdem masallarıyla vakit kaybetmeyen, her yolu kendi iradesiyle meşrulaştıran ve sadece sonuca odaklanan kişidir. Çünkü günün sonunda, zirvedekiler yargılanmaz; yalnızca seyredilir. Zihnimdeki tilkilerin her biri farklı bir senaryoyu, farklı bir zafiyeti ve farklı bir hamleyi temsil ediyor. Lideri devirmek ve o koltuğa oturmak, sadece kör bir saldırganlıkla değil, o tilkileri tek bir amaca hizmet edecek şekilde hizalamakla mümkündür. Zirvedekini indirmek istiyorsam, hamlelerimin dürtüsel değil, soğukkanlı bir satranç oyuncusu gibi planlı olması gerekir. Artık silah ve para, bu oyunda kartları dağıtan güç kaynakları değildi; devir değişmişti. Şimdilerde en büyük güç, keskin bir akıl ve doğru yapılmış ittifaklardı. Masanın liderini devirmek, o tahtı altından çekip almak istiyorsam, bana körü körüne tetiğe basacak adamlar değil, doğru zamanda doğru hamleyi yapacak müttefikler gerekliydi. Akıl zaten bende fazlasıyla mevcuttu; geriye sadece o aklın iplerini tutacağı doğru ortakları bulmak ve oyunun kurallarını yeniden yazmak kalıyordu. "Daldın abi?" Gediz'in sesiyle başımı ağır ağır ona çevirdim. Benim sağ kolumdu; en eski, en köklü adamım. Bu hayatta her şeyimi, her sırrımı bilen tek insandı. Ortada bir iş olduğunda bile planı sadece o ve ben bilirdik; diğer adamlarım ne yapacaklarını ancak iş gerçekleşirken öğrenirlerdi. Bunun tek bir sebebi vardı: İhanete ihtimal dahi doğmasını önlemek. Yeri geliyor, kendi zihnime bile güvenmiyorum; kapımdaki adamlara mı güvenecektim? "Ya büyüyeceğiz ya ezileceğiz," dedim Gediz'e. "Şu sıralar ezilmeye pek müsait değilim." Gözlerini üzerime dikti. "Tahtı nasıl yıkacağını mı düşünüyorsun?" diye sordu. Hafifçe gülümsedim, sesim buz gibiydi. "Tahtı yıkmak aptallık olur. Tahtı miras alacağım... Ama nasıl?" Gediz derin bir nefes alıp sakalını sıvazladı. Düşünceli bir şekilde, "Fatih Kılıç'ı müttefik yaparsak çok güçleniriz," dedi. Haklıydı. Fatih Kılıç bize güçlü bir müttefik olurdu. O masada, liderden sonra sözü en çok dinlenen, en çok saygı duyulan iki isim vardı: Biri oydu, diğeri ise bendim. İki gücü birleştirmek, liderin altındaki zemini tek bir hamlede kaydırmak demekti. Ama Fatih'i müttefik yapmak, uzun vadede ayağıma dolanacak bir prangadan farksızdı. Benim gücüm artarken onunki yerinde saymayacaktı; o da benimle birlikte devasa bir güce ulaşacak ve günün sonunda o koltuk için tam karşıma dikilecekti. Bir rakibi indirirken, yerine daha hırslı bir rakip yaratmak... Bunu istemezdik, öyle değil mi? "Fatih de güçlenir," dedim, gözlerimi Gediz'e dikerek. "Ona bu payı veremem." Gediz, ne demek istediğimi anında kavrayarak başını ağır ağır salladı. "Haklısın," dedi. "O da yıllardır gözünü o koltuğa dikmiş biri. Yarın bir gün arkamızı dönemeyiz. Peki ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sordu. Yarım ağız gülümsedim. Cebimden çakmağımı çıkarıp parmaklarımın arasında çevirirken gözlerimi onun gözlerine diktim. "Ben ahlaksız tekliflere açık biriyim," dedim sesimi alçaltarak. "Sen olsan ne yapardın Gediz?" Gediz duraksadı. Beni çok iyi tanırdı ama bu sorunun arkasındaki zehri tartmaya çalıştığını görebiliyordum. Birkaç saniye sessiz kaldıktan s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku