30’A ÇEYREK KALA

2. BÖLÜM: ŞAPKA KRİZİ

Yazar:

30’A ÇEYREK KALA - luna. 123 kitap kapağı
30’A ÇEYREK KALA kitap kapağı

Merve’nin karşısında ki kadına alık. Bakışları hâlâ sürerken, gözlerindeki merak dolu kırılmalar da ona eşlik ediyordu. “Anne, senin burada ne işin var? Sıkıldım Amasya’da otur otur… Öğrendim ki doğurmuşsun hâlâ o asalak damattan! Ben nasıl bir çocuk doğurmaya karar verdiğini anlamadım ama oldu artık bir kere…” Önce, “Senin dairenin kapısını çaldım ama kapı açılmayınca burada olacağını düşündüm. Doğru düşünmüşüm,” dedi. Sesi ince, kınayıcı ve oldukça rahatsız ediciydi. “Damada söyle, taksinin parasını ödesin. Havaalanından buraya kadar taksiyle geldim. O arabayı sağa sallayıp sallayıp dururdu, midem geldi!” diye söylenmeye devam etti. “Bu İstanbul’daki insanlarda nohut kadar akıl yok! Hiçbir şey beceremiyorlar!” Merve, onun her isteğine Emin yokmuş gibi yanıt verse bile Cevriye Hanım bunu duymamıştı ya da umursamamıştı. Bunları söylerken, içeri gel denmeden çoktan içeri girmişti bile. İlk gittiği yer torununun yanıydı. Salonda bir anda onu görünce oldukça şaşırmıştı Lale. Şaşkınlığı sesine de yansıyordu. “Hoş geldin, Cevriye teyze.” “Hoş buldum… Hoş buldum,” dedi yarım ağızla. Cevriye eğilip torununa baktığında, memnuniyetsizliğini belli eden bir ses çıkardı. Ellerini torununun yüzüne götürdü. “Bizim aileden bu kadar çirkin bir kız çıkmaz. Kesin damadın tarafına çekmiş bu… Adını ne koydunuz?” dedi. Annesinin peşinden gelen Merve, annesinin sorusuna cevap verdi: “Aylin.” Cevriye Hanım bu isme de burun kıvırdı. “Cevriye… Seneler geçtikçe böyle abur sabur isimler türetiyorlar. Ayşe’nin, Fatma’nın suyu mu kurumuş?” Gerçekten ona “Memnuniyetsiz Cevriye” denmesinin hakkını veriyordu. Cevriye Hanım tekrar bebeğe döndü. “Bu çocuğa niye şapka takmadınız? Kafasını üşütecek,” dedi Aylin’in başına dokunurken. “Anne, evin içi çok sıcak. Çocuk kurdeşen döker,” demesine kalmadan, nereden çıktığı bilinmeyen bir poşetin içinden el örmesi bir şapka çıkardı. Şapkayı Aylin’in kafasına geçiriverdi. Cevriye aynı hızla hem memnuniyetsizdi hem de her şeye burnunu sokardı. Bunlar, Merve’nin annesinde en sevmediği huylardı. Zaten bu yüzden doğduğunun haberini bile vermemişti. Merve biliyordu… Her şeye burnunu sokacaktı. Merve’nin taze annelik zamanları da böyle anlarda dolacaktı. Merve ile işi bitince Lale’ye doğru döndü. Cevriye, Lale’nin sınav kâğıtlarıyla işi bittiğini görmüştü ve Lale oğlunu emzirmekle meşguldü. O sırada Cevriye Hanım yine dayanamadı. “O çocuk öyle tutulmaz kızım, boğazına kaçar süt,” dedi. Lale’nin cevap vermesine kalmadan Merve araya girdi: “Anne, hadi biz eve çıkalım.” Merve, annesinin kolundan tutup kapıya doğru sürükledi. Annesi kapı eşiğinden dışarı adım atana kadar bekledi. Ardından ekledi: “Sen burada beni bekle. Ben Aylin’le eşyalarımı alıp geliyorum.” Tekrar içeri döndü. Hızla el örmesi çantasına eşyalarını tıkıştırıp omzuna taktı. Kızını kucağına aldı. Arkadaşına doğru dönerek bıkkın bir nefes verdi ve ekledi: “Biz yukarı çıkıyoruz.” Lale, arkadaşının düştüğü duruma üzüldüğünü belli eden bir ifadeyle başını salladı. Merve ve Cevriye önce aşağı inip taksicinin parasını ödemişlerdi. Sonra da 10 numaralı daireye çıkıp kapıyı açmışlardı. Boş dairede kapı açılma sesi yankılandı. Demir kapının gıcırtısı ise buna eşlik etti. Merve giyimde zevkli bir kadındı ama ev dekorasyonu için aynı şeyi söylemek zordu. Onun evine girildiğinde göze çarpan ilk şeyler genellikle şunlar oluyordu: Evleri küçüktü. O yüzden hol namına söylenebilecek bir alan yoktu. Kapısı hâlihazırda açık olan oturma odasında kırmızı koltuklar vardı. Üzerinde ne olduğu belli olmayan desenler bulunan kahverengi bir halı… Küçük kahverengi bir masa, onun üzerinde ise su yeşili analog bir telefon vardı. Ve oturma odasının hemen yanında, kapı eşiğinde duran mavi fil figürleri… Bunlar sadece birkaç tanesiydi. Ama şu konuda hakkını yiyemezdiniz: Merve’nin evinin kapısı açılıp içeri girildiği anda burnunuza ferah bir temizlik ve yasemin kokusu gelirdi. Gerçekten titizliği seven, düzenli bir kadındı Merve. Daireye girer girmez Cevriye Hanım tekrardan o beton suratıyla ort…

Bölümün tamamını WritePad'de oku