Giriş
Yazar: violedian

Merhaba. Bu hikâyeyi yazma amacım büyük hayaller ve hedefler içermiyor. Sadece yaşlandığımda gençliğimde; ailemle arkadaşlarımla neler yaşamışım, hangi anıları biriktirmişim diye hatırlamak istediğimde bu hikâyeyi açıp "Doğru bak bu da olmuş." Demek istiyorum. Bir de farkındalığım ne kadar yüksekmiş? Ne kadar eksikmişim toplumsal olaylara karşı? Bunun öz eleştirisini yapmak ve yakın çevremde yetişen ve yetişecek, etki edeceğim nesile yakın geçmişi mizahi olarak anlatmak istiyorum. Ben yazar değilim. Bunu neden diyorum? Yeni yetme, mesleğinin ve gençliğinin baharında, kelimeleri derdini anlatacak kadar kullanan, gelişmeye çalışan, öğrenmeye çalışan biriyim. Sanatsal kaygım yok ama toplumsal sorunlara kaygım var. Çocuklarım yeğenlerim gelip "Gençliğinde ne yaşadın? Ne gördün?" diye sorsa ellerine bu hikâyeyi verip "Ya biz de az değildik gençler(!) Ne aşklar ne krizler gördük de yıkılmadık!" demek isterim. Tabii birazcık Erikson'un Üretkenliğe karşı durgunluk evresine hızlı geldim ama olsun. 40 yaşıma geldiğimde üşengeçlikten bunu yazmayabilirim ama hiç değilse 23 yaşımda başladım bu maceraya derim. İşin özü lafın kısası: Sanat sanat içindir anlayışı ılık götlü ülkeler için kolaysa bizim ülkede yapılsın o anlayış. Bakar körlerin gözü açılsın diye bu memlektte her dönem her zaman toplum için sanat yapılmıştır. Ha ne kadar tutar orası muamma. Belki sadece edebiyat dersinde sınavda çıkacak konulardan biri . Ama asıl aydınlanmalar ve yükselişler de o eserlerin ışığında çıkmaktadır. (Bu benim kendi gelecek neslim için olan bir nasihattır.) Başlamak bitirmenin yarısıdır derler. Başlayalım bakalım.