Alevden Akasya
Yazar: Ebru Yıldız
Neden hep fedakarlıklar tek taraflı olur? Neden sadece tek taraf tüm hayal kırıklıklarını hücresine kadar yaşar? Bu kitapta genc bir kızın büyümesi, büyürken y…

Bolumler
- 1. Bölüm Merhaba canlar ben geldimmmm İlk kitabım ve çok heyecanlıyım ♥️♥️ Lütfen beni yalnız bırakmayın. O güzelim parmaklariniz oy verip yorum yaparsa benden mutlusu yok🥰 Yorumlarınız benim için çok değerli. Her türlü eleştiriye açığım. İnşallah beğenirsiniz🥰 Keyifli okumalar 🌿🌿🌿🌿🌿 Dııt dııt dııt... Bu ses neydi? Nefes almakta zorluk çekiyordu ve her tarafı sızılar içindeydi. Evet sızı... Bir bıçak yarasına, hiç vurulmamıştı ama kurşun yarasına katlanırdı belki ama bu sızı... İnce ince her yerini saran bu sızıya tahammülü yoktu işte. Gözlerini açmaya çalıştı yavaş yavaş. Gözleri bembeyaz bir tavana takılı kaldı. "Nerdeyim ben? Ne oldu bana?" Kafasının içinde öyle çok soru vardı ki. Ahh, şu sızılar olmasa keşke. Gözlerini bir kaç kez kapatıp açtı. Kendine gelmesi gerekiyordu. Neredeydi? Ne olmuştu? Zihnini zorlamaya çalıştı. En son okul çıkışı bir cafeye gitmişti. Yalnızdı çünkü yalnızlığı seviyordu. En çok yalnızken kalemi elinde dans edebiliyor ve dudakları kah tebessümle kah hüzün ile kıvrılıyordu. Evet evet, en son okul çıkışı her zaman gittiği kafeye gitmişti. Sedirlerle dolu otantik bir kafeydi. Tam sipariş ettiği çayı gelmişti ki telefonu çalmıştı. Arayan ablasıydı. Açmazsa eve gidince bir ton laf yiyeceğini bildiğinden sitemkar bir sesle açtı telefonu. "Efendim abla?" "Nerdesin kuzum?" Yok, bu ses tonu ve "kuzum" demesi hayra alamet değildi. Bir sıkıntı vardı. "Abla?" "Nerdesin İnci? Hemen gelmen lazım. Şeye, şeye işte hast... hastaneye gelmen lazım kuzum" Allah'ım birine bir şey oldu! Kesin birine bir şey oldu! Yoksa her sözünü bir komutan edasıyla emir verir gibi söyleyen ablası böyle kekelemezdi. Bir şey oldu! Çok çok kötü bir şey! "Kim?" Sadece bu çıkmıştı dudaklarından. Yüreği ağzında, canını kimin canının yakacağını düşünmek bile istemiyordu. Korkuyordu!.. Kısık, fısıltı gibi bir ses geldi telefonun ucundan. "İ.. ip.. İpek" "Ne oldu İpek'e? Abla cevap ver ne oldu?" Sesinin ne kadar yükseldiğini bilmiyordu ama kafe sahibi Levent abinin kasadan ona çatılmış kaşlarla baktığını görmüştü. Telefondan ablasının yalvaran sesini tekrar duydu. "Ne olur hemen gel." Sonrası hayal meyal. Okul çantasını alıp kasaya doğru gittiğini hatırlıyordu. Bacaklarına ne olmuştu? Titriyorlardı. Vücudu ağır geliyordu bacaklarına. Tutunmaya çalışmıştı. Eli ile sert bir şeye dokunmuştu. Neydi? Neye tutunmuştu? Tuttuğu şey İnci'nin vücudunu taşımaya yetmemiş ve İnci yaslanmaya çalışmıştı. Bir anda cam kırılma sesleri, ıslaklık ve her şeyin kararması. Şimdi oldu, hatırladı! Levent abinin yeni aldığı ve henüz sadece iç dizaynını yapabildiği akvaryumun üstüne düşmüştü. Daha doğrusu akvaryumun üstüne yattım dese yeriydi. Tüm bu sızıların nedeni belli oldu, cam kesikleri... Hastaneydi ve her yeri sızlıyordu. Peki ya İpek? İpek nerdeydi? İpek'e ne olmuştu?
- 2. Bölüm
- 3. Bölüm
- 4. Bölüm
- 5. Bölüm
- 6. Bölüm
- 7. Bölüm